Rusya'nın elinde bazıları nükleer enerjili 40 buzkıran varken, Çin'in farklı türlerde 8 buzkıranı bulunuyor. Buna karşılık, ABD’nin şu anda yalnızca 3 buzkıranı var ve bunlardan biri yalnızca yedek parça kaynağı olarak kullanılıyor. Bu tip gemiler, kalın deniz buzlarını kırarak kuzey deniz yollarını (özellikle kuzey kutbunda) ulaşılabilir ve geçilebilir hale getiren özel gemilerdir. 'Nükleer enerjili' olması ise, buzkıranı hareket ettiren motorun nükleer reaktörle çalıştığı anlamına geliyor. Uzun süreli seferler: Nükleer enerjiyle çalışan buzkıranlar aylarca yakıt ikmali yapmadan çalışabiliyorlar.--Dayanıklılık: Kalın ve sert buzları kırmak için çok güçlü motorlara ihtiyaç vardır; nükleer motorlar, bu gücü sağlıyorlar.
Uzak bölgelerde etkinlik: Yakıt ikmali yapılamayan, lojistiği zor bölgelerde ideal çözüm sunuyorlar. Rusya, dünyada en büyük ve en gelişmiş nükleer buzkıran filosuna sahip.Çin'in birkaç modern buzkıranı var ama nükleer olanları henüz Rusya kadar güçlü değil.ABD'nin nükleer buzkıranı yok. Sadece sınırlı sayıda dizel-elektrikli buzkıranı bulunuyor.İtalyan yayın organı Inside Over, Artikt'teki durumu Suriye'ye benzetiyor ve "Çünkü burada da daha geniş bir alanda nüfuzlarını artırmak isteyen çok sayıda uluslararası aktör dar bir kara alanı için rekabet ediyor" diyor.Habere göre "Amerika Birleşik Devletleri, bu yeni Arktik yarışına gecikmeli olarak yanıt veriyor. Alaska'daki üslerini yeniden kullanıma sokmaya çalışıyor, Danimarka egemenliğindeki Grönland'a daha derinlemesine nüfuz etmeye uğraşıyor ve bu çabayı, bazı NATO müttefiklerinin desteğiyle özel donanma inşa kampanyalarıyla destekliyor." Habere göre Çin'in Arktik politikası ayrı bir inceleme konusu olabilir, ancak bu bağlamda dikkat çekici olan şu: Arktik ülkesi olmayan Çin, 2013'ten beri Arktik Konseyi’nin bir parçası ve yalnızca bu özel durumda, 'özgür ve erişilebilir' bir Arktik ve seyrüsefer özgürlüğü ilkesini savunuyor. Oysa, yine ihtilaflı bir deniz bölgesi olan Güney Çin Denizi'nde tam tersini iddia etmekle beraber, neredeyse tüm deniz üzerinde egemenlik hak iddia ediyor.
ABD, Rusya ve Çin'in başlıca aktörler olduğu bu yeni Arktik yarışı, Arktik ülkeleri ile Arktik dışı ama bölgede bilimsel faaliyeti olan ülkeleri dışlama riski taşıyor. Zira bu yarış, büyük ölçüde mineral kaynakların kullanımı ve deniz yollarının kontrolü gibi alanlarda yoğunlaşıyor.Bu da, bağımsız bilimsel araştırmaların gelecekte tehdit altına girebileceği, hatta bölgeye serbest erişimin artık garanti edilemeyeceği anlamına geliyor.Habere göre bu noktada, yakın zamanda düzenlenen bir konferansta da analiz edildiği üzere, İtalya ve Japonya, Arktik bilimsel araştırmalarını teşvik etmek adına uzun vadeli iş birliği programlarına halihazırda önemli kaynaklar ayırmış durumda. Bu format, Avrupa'daki daha "Arktik sayılabilecek" ülkelerle de çoğaltılabilir. Amaç, aynı siyasi/stratejik vizyonu paylaşan ulusların çok taraflı yaklaşımı doğrultusunda, Arktik'e kendi imkanlarıyla erişim sağlayabilecek bir gemi inşa sanayi geliştirmek.
Kaynak:https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/sicaklik-eksilerde-ama-tansiyon-cok-yuksek-yeni-suriye-mi-olacak-rusyanin-40-cinin-8-nukleer-buzkirani-burada-2273079?page=9